hakkımızda
Maya Kitap, 80’li yılların başlarında, kolektif çabalarla kurulan ve çok ciddi hedefleri olan efsane yayınevleri gibi bir hikayesi yoktur. Birkaç kişinin yıllarca kurduğu bir hayalin, en sonunda cesaret edilip, oldukça kısıtlı imkanlarla ve bireysel çabalarla hayata geçmesinden ibarettir. Çok uzun yıllar, özellikle üniversite yıllarında, işini layıkıyla yerine getiren ve okura harika kitaplar kazandırmış yayınevlerinin kitaplarını alır, okur ve itinayla saklardım. İçten içe yayıncılık hayalleri kursam da, uzun yıllar buna cesaret edemedim. Kitapla ilişkimi okur olmaktan öteye taşıma isteğimi, önce sahaf olarak, sonra da daha büyük bir kitapevi açarak gidermeye çalıştım. Bu süreç hem bana birçok şey öğretirken, hem de hayatımda önemli değişiklere yol açtı.
Kitapevi ortamında, takip ettiğiniz yayınevlerinin dışındakilerle de tanışma fırsatı buluyorsunuz. Bir yandan yeni çıkan kitapları bulundurmak, diğer yandan da okurların isteklerini karşılamak adına, nerdeyse bütün yayınevlerini ve kitapları inceleme fırsatı yakalıyorsunuz. İşte bu süreçte, yeni açılan yayınevlerinin ve çıkan kitapları gördükçe, daha önce imkansız gibi gelen yayıncılık fikrine daha fazla ısınmaya ve cesaret etmeye başladım.
Her ne kadar kendimizi bu konuda söz söylemeye yetkin görmesek de, Maya Kitap’ı daha iyi anlatmak için, Türkiye yayıncılık hayatıyla ilgili gözlemlerimizi ve tespitlerimizi, bu konuda ki yetkin kişilerin ve okurun izniyle paylaşmak istiyoruz. Çünkü, Maya Kitap’ın ortaya çıkma nedenlerinden en önemlisi, yayıncılık hayatımızda meydana gelen bu gelişmeler olarak görüyoruz.
Yayıncılık hayatımızı , 2000’den önce ve 2000’den sonra diye ikiye ayırabilir, bu tarihi Milat olarak kabul edebiliriz. Bu tarihi en önemli göstergesini de, bize göre, Kitap Fuarı’nın, Tarlabaşın’dan Beylikdüzü’ne taşınmasıdır. 2000’den önce faaliyetteki yayınevlerinin, kendilerine göre ilkeleri, prensipleri ve yayın politikaları vardı. Ticari değil idealist düşünüp, oldukça itinalı davranır ve hem nicelik hem de nitelik bakımından çok başarılı yayınlara imza attılar. Kendi aralarında yaptıkları sözsüz anlaşma gereği, birbirlerinin alanlarına saygılı davranıp, rekabet değil, dayanışma içinde bulundular. Okur olarak, hangi tür kitabın, nerden alınacağını bilir, hiç tereddüt etmeden okur ve kitaplığımızdaki yerine koyardık. Fakat, yaşanan gelişmeler karşısında direnemediler ve bazıları yayın hayatına son verdiler. Bazıları ise, değişime ayak uydurma adına, ilkelerinden taviz vermek zorunda kaldılar. Yine de bir çoğu, yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen bu çizgilerini devam ettirmeye çalışıyorlar.
2000 den sonra ise, yukarda bahsettiğimiz ilkelerden hiç birini benimsemeyen bir çok yayınevi, yayıncılık hayatına girdi. İdealist değil de tamamen ticari düşündüklerinden niteliksiz, abartılı, maksatlı ve yüzeysel binlerce kitap çıkarmaya, kitap da metalaşmaya başladı. Dayanışmayı değil, rekabeti kendilerine prensip edinen bu yayınevleri, sözsüz anlaşmayı bozmuş oldular. Herhangi bir yayın politikaları olmadan, her alanda kitap çıkarmaya, bir birlerinin yazarını almaya ve ajansları etik olmayan davranışlara zorladılar. Bunun sonucu olarak hem nicelik hem de nitelik bakımından kalitesiz binlerce kitap rafları doldurunca, diğer kitaplara yer kalmamış oldu.
.
Niyetimiz, büyük ve iddialı sözler edip, okuru ve ilgili çevreleri yanıltmak değil elbette. Fakat, uygarlığın, değişimin ve özellikle zihinsel özgürleşmenin okumaktan geçtiğinin farkında olan insanlar olarak, sorumluluk alma gereği duyduk. Okuma oranı yıllık kişi başı bir sayfa bile olmayan Ülkemiz de, okumayı yaygınlaştırmak için nasıl bir katkıda bulunuruz diye düşünmeye başladık. Tabi ki bunu yaparken, hem yaşamımızı sürdürebilmeliydik, hem de iyi bir şeyler ortaya koyabilmeliydik. Yaklaşık 6 ay süren hazırlık aşamasından sonra, daha önce asla cesaret edemediğimiz bu sorumluluğun altına girmeye karar verdik ve Ocak 2009’da Şişli’de bir ofis tutup, ilk kitabımız Satılık’ın hazırlıklarına başladık. Bu süreç içinden bizi en çok zorlayan şey ise isim bulmak oldu. Türkiye’deki yayıncıların, beklide en iyi yaptıkları şeyin, isim belirleme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Taradığımız yüzlerce ismin kullanıldığını hayretle görünce, beklide kalan son ismi hemen aldık ve yayın hayatına adım atmış olduk.
Yaşadığımız çağın çok hızlı değiştiğini ve değişime direnmenin yaptığımız işe aykırı olduğunun farkındayız. Dolayısıyla, örnek aldığımız efsane yayınevlerinden öğrendiğimiz birçok şeyin yanına, yenilerden de bir şeyler ekledik. Bu aşamaların sonunda, Maya Kitap’ın yayın politikasını belirlerken, eskilerin ilkeli ve kaliteli kitap prensipleri ile yenilerin popüler kitap politikalarını birleştirmeyi uygun gördük.
Kitap seçimlerimizi kaliteli, okunabilir, anlaşılabilir, kesin önermeler içermeyen, okuyucuya hayal etme ve düşünme payı bırakan ama aynı zamanda geniş bir okur kitlesine ulaşabilecek kitapları basmak üzerine kurduk. Yani yayınlayacağımız bir Roman’ın, hem bir derdi, önermesi, sahici bir hikayesi olsun, hem de konusu sürükleyici, dili akıcı ve rahat okunabilir olsun istedik. Bir araştırma kitabı yayınlayacaksak, mutlaka objektif olmalı, okurun beklentilerini karşılayabilmeli ve anlaşılabilir olmasına özen göstermeliydik.
Üçüncü yılımıza girdiğimiz şu günlerde, bu prensiplere uygun kitaplar yayınladığımızı düşünüyoruz. İlk zamanlarda çıkardığımız bir iki kitapta yaşadığımız ufak tefek çeviri hataları dışında, kalite konusunda ciddi bir eleştiri almadık. Üretimi bu kadar zahmetli ve tüketimi bu kadar sınırlı olan bir alanda faaliyet göstermenin sıkıntılarını bizde yaşıyoruz. Özellikle son birkaç yılda, artan orantısız rekabet ortamı, bizim gibi orta ölçekli yayınevlerinin işini daha da zorlaştırdı.
Bütün bu sıkıntıların ve zorluklara rağmen:
Kitap okuru olmanın keyfinin yanına yayıncılığın inanılmaz manevi hazzını eklemek bizim için başlı başına bir kazanç oldu. Yayın çizgimizi elimizden geldiğince koruyarak uzun vadede efsane yayınevleri gibi olmayı hayal ediyoruz. Kitabı idealize etmeden, okumayı insanların günlük alışkanlıklarından biri yapmak en önemli hedefimiz.
Su gibi, toprak gibi, arkadaşlık, paylaşım ve kitap gibi hayatı değerli kılan her şeye!
Yayın Yönetmeni
Tahir Malkoç